Üstad Necip Fazıl Kısakürek bir gün konferans
verirken salonda bulunanlardan birisi kürsüye salatalık fırlatır. Salatalığı eline alan Necip Fazıl salondakilere dönerek:
"- Birisi kimliğini göndermiş, kiminse gelsin alsın" der. (Bir Deste Nükte, BKY, Cevdet Söztutan)
KURNAZ GAZETECİ
Yolda bir trafik kazası olmuştu. Olayı gören herkes oraya yığılmıştı. Genç bir gazeteci fotoğraf çekmek için
olayın yakınına gitmek istiyordu, fakat kalabalıktan bir türlü o tarafa doğru ulaşamıyordu.
Aklına kurnazca bir fikir geldi ve bu fikrini uygulamaya başladı: "Lütfen çekilin geçeyim efendim. Yerde yatan babamdır, lütfen efendim izin verin babamın yanına gideyim."
Bu şekilde kaza yapan otomobilin yanına
yaklaştı ve yerde yatmakta olan bir eşekle karşılaştı.
(Hayatımıza Yön Veren Öyküler, Neden Kitap, Hakan Büyükdere)
TEMYİZ Kars Adliyesinde Ağır Ceza'nın Azeri kökenli reisi sonunda kararı okur: "- Oy balam, sana beş yıl ağır hapis cezası verdik." Sanık şaşkınlıkla sorar; "- Ee, balam şimdi ben ne yapacam?" Reis yine Azeri lehçesiyle sanığa cevap verir: "Şimdi temyiz eylersin" Başkanın ne demek istediğini tam olarak anlayamayan sanık, Azeri şivesiyle
cevap verir: "Ben ne temizleyecem? Nasıl pislettiysen öyle temizle." (Radikal, 1 Ağustos 2000)
İNGİLİZLER NE YER?
Malta'dan yeni döndüğü sıralarda Ahmet Haşim'e rastlayan Süleyman Nazif, orada çektiği acı dolu
günleri anlatırken, İngilizlerin çok eski devirlerden kalma bayat konserveleri kendilerine yedirdiklerini söyler.
Ahmet Haşim, "İnsan etinden mi?" diye sorunca, Süleyman Nazif, "Yook", der.
"İngilizler hiç insan etini başkalarına yedirir mi?"
(Bir Deste Nükte, BKY, Cevdet Söztutan)
MAY-DANOZ/MUN
Talebelerinden biri ders esnasında Seyyid Ahmet Arvasi'ye sorar: - Hocam, "insan maymunun gelişmiş şeklidir" diyorlar. Buna ne dersiniz?
Seyyid Ahmet Arvasi, şu cevabı verir: - O mantığa göre, çınar ağacı da, maydanozun gelişmiş şeklidir.
(adı geçen eser)
KENDİMİZE BENZETTİK
Bir sohbet sırasında, Arif Nihat Asya'ya: "-Eğilir, bükülür, katlanır, istenilen şekle kolayca sokulur
bir cam yapmışlar duydunuz mu?" diye sorarlar. Arif Nihat Asya şu cevabı verir: "- Desenize, camı da kendimize benzettik!" (a.g.e)
SUYU YIKA DA GETİR!
Süleyman Nazif ve Abdülhak Şinasi birlikte yemek yerler. Abdülhak Şinasi, bir ara garsonu çağırarak
su ister.
Onun kirden, mikroptan aşırı derecede sakındığını, hatta el sıkarken eldiven takacak kadar ileri gittiğini
bilen Süleyman Nazif garsona seslenir: "- Oğlum, beyefendinin suyunu yıka da öyle getir." (a.g.e)