"AZ SONRA" BİR YAŞAM TÜKENDİ
65 yıllık ortalama ömüre sahip biz insanoğlunun beş yaşımızda televizyon izlemeye başladığımızı farzedersek: Günde 1 saat televizyon izlendiğinde toplam 2,5 yıl, günde 2 saat televizyon izlendiğinde toplam 5 yıl,
günde 3 saat televizyon izlendiğinde toplam 7,5 yıl, günde 4 saat televizyon izlendiğinde toplam 10 yıl
ve günde 5 saat televizyon izlendiğinde toplam 12,5 yıl "az sonra" lara kurban edilecektir....
TAMAMİYLE GERÇEK!
İstanbul'un ilçelerinden birinde bir hırsızlık olur. Polis, evi soyulan
kadına sorar: "Şüphelendiğiniz birisi var mı?" Kadın polisin sorusunu
"Apartmanda komşularım var ama bilmiyorum. Dairenin kapısı
zorlanmış ve girilmiş" diye cevaplar. Polis alt kata iner ve yukarıdaki daireyle ilgili sorular sorar:
Adam; "Valla ben su parasını almak için kapıyı çaldım" yanıtını verir.
"Çaldım" lafını işiten polis,
adamı alır, götürür. Adamın ifadesinde yer alan "çaldım" kelimesinin altını çizerek, savcılığa gönderir.
Altı çizili kelimeleri okuyan savcı sorar: "Polisteki ifaden doğru mu?"
"-Evet, Savcı Bey" yanıtını veren adam, yaptığı hırsızlığı itiraf ettiği gerekçesiyle tutuklanır ve
cezaevine gönderilir. Bölge Adliyesinde, sanık avukatı tutukluluğa itiraz eder. Mahkeme başkanı itirazı kabul etmez.
Avukatın, "sanığın dosyasını" okuması konusundaki ısrarlı baskıları sonucu dosyayı bir kez daha okur.
Anında zile basar, katibi çağırır ve sanığın derhal serbest bırakılması talimatını verir.
Çehov'un "Yeni Bulunmuş Hikâyeler" adlı kitabının
"Bir Matematikçi'nin Saçma Soruları" adlı hikâyesinde yer alan "havuz problemleri" ne ara vermiştik. Kaldığımız
yerden devam ediyoruz:
Yılbaşı arifesinde, 200 kişi kavgaya tutuştukları
için Bolşoy Tiyatrosu'nun maskeli balosundan atılmışlardır. Kavgaya tutuşanların sayısı 200 olduğuna göre, sarhoşların,
çakırkeyiflerin, küfredenlerin ve kavga etmeye çalışıp da beceremeyenlerin sayısı nedir?
AH ŞU MATEMATİKÇİLER: KAÇ SANDIK VAR?
Ders esnasında matematik hocası aniden duraklayıp, önündeki masaya dikkatle baktı. Ardından sınıfa dönüp, sınıftaki öğrenci
adedince kağıt getirdiğini, fakat ne şekilde sayarsa saysın hep öğrenci
adedinden hep bir eksik sayıda kağıt çıktığını söyler. Kısa bir sessizlikten sonra gayet ilginç olan şu hikayeyi anlatır:
"Bir zamanlar Polonya'da, büyük bir matematikçi olan Waclaw Sierpinski ile tanışmıştım. Kendisiyle tanıştığımda oldukça yaşlı
ve unutkandı. Bir keresinde evlerini taşımaları gerekmişti. Hanımı, kocasının hafızasına pek güvenmediğinden, eşyaların sokağa
yığılmasını takiben kocasına; "Ben şimdi taksi çağırmaya gideceğim,
sen bu arada 10 sandığımızın başında bekle." Hanımı, matematikçiyi
dalmış ve kendi kendine mırıldanır bir halde bırakmış. Eşi taksi
ile birlikte döndüğünde, Bay Sierpinski büyük bir tedirginlikle kendisine, "Sen 10 sandığımız olduğunu söylemiştin, ama ben
sadece 9 saydım." diye söylediğinde, eşi cevaben ON tane olduğunu
tekrarlamış. Bizim yaşlı usta ise kendisine, "Hadi gel beraber sayalım: 0,1,2,..." diye cevap vermiş."