Düşündügünüz,
söylemek istediğiniz, söylediğinizi sandığınız,
söylediğiniz, karşınızdakinin duymak istediği,
duyduğu, anlamak istediği,
anladığını sandığı, anladığı arasında farklar vardır.
Dolayısıyla insanların birbirini yanlış anlaması için en
az 9 ihtimal vardır.
Sylviane Herpin'den
Bu öykü herkes,
birisi, herhangi
biri ve hiç kimse
adlarında dört kişi ile ilgilidir.
Yapılması gereken önemli bir iş vardı ve herkes
bu işi birisi'nin yapacağından
emindi.
Birisi bu duruma sinirlendi, çünkü iş herkes'in
işiydi.
Herkes işi herhangi biri'nin
yapabileceğini düşünüyordu.
Fakat herkes'in o işi
yapamayacağını hiç kimse anlamamıştı.
Sonuçta herhangi biri'nin
yapabileceği bu işi hiç kimse yapmadığından
herkes, birisi'ni
suçladı.
Yiba Glass'tan
"Zekâ
ölçmek, test usûlünü kullanmak, ilk olarak Osmânlılarda
başladı. Amerikan literatürlerinde okuduğuma göre,
Osmânlı orduları Viyanaya kadar gelince, Avrupa
devletleri çok korkdu. İslâmiyyet Avrupaya yayılıyor,
hıristiyanlık yok oluyor diye şaşkına döndüler.
Osmânlı akınlarını durdurmak için çâre aradılar.
Çok uğraşdılar. Bir gece yarısı, İstanbuldaki İngiliz
sefiri şifre yolladı. Avrupaya müjde vermek için sabâhı
bekliyemedi: [Buldum, buldum, Osmânlıların zaferden
zafere ulaşmalarının sebebini ve bunları durdurma
çâresini buldum diyor ve şöyle anlatıyordu:
Osmânlılar,
aldıkları esirlere hiç kötülük yapmıyor, kardeş
gibi davranıyorlar. Hangi milletden , hangi dinden olursa olsun,
küçük çocukların zekâlarını ölçüyorlar. Keskin zekâlı çocuklar seçilerek,
sarâydaki (Enderûn) denilen mekteblerde, değerli öğretmenler tarafından okutuluyor.
İslâm bilgileri, İslâm ahlâkı, fen, kültür dersleri verilerek, kuvvetli, başarılı müslimân
olarak yetişdiriliyorlar. Osmânlı ordularını zaferden zafere ulaşdıran değerli kumandanlar
ve Sokullular, Köprülüler gibi seçkin siyâset ve idâre adamları, hep böyle yetişdirilen
keskin zekâlı çocuklardı. Osmânlı akınlarını durdurmak için, bu Enderûn mekteblerini ve
bunların kolları olan medreseleri yıkmak, müslimânları ilmde, fende geri bırakmak lâzımdır.]"
Kaynak:Sağlık Bakanlığı Sosyal Hizmetler Akademisi öğretmenlerinden psikoloji doktoru Mithat
Enç'in 1959 seneli konferansının "Faideli Bilgiler" adlı kitapta yayınlanmış özetinden